
Normal yetişkinlerde ihtiyaç 2 porsiyon süt veya yoğurt ile karşılanabilmekte ancak ihtiyaçların arttığı gebelik, emziklilik ve büyüme, gelişme dönemlerinde bu ihtiyaç 3-4 porsiyona çıkmaktadır.
Uz. Dr. Gökhan Mamur, çocuklara sütü sevdirmenin yolları hakkında önerilerde bulundu.
1. Hamileyken süt için: Çocuğunuzun tat duyusu ilk aşamada sizin karnınızdayken gelişmeye başlar. Siz hamileyken yediğiniz yemeklerin tadı amniyotik sıvınıza geçer. Çocuğunuz doğup büyüdükçe bu vereceğiniz gıdalar süt de dahil olmak üzere bu şekilde ona hiç de yabancı gelmeyecektir.
2. Yaşamın altıncı ayından itibaren süt verebilirsiniz: Yıllardır çocuk hekimleri olarak “ilk bir yıl inek sütü vermeyin” diyoruz ancak artık biliyoruz ki ek gıdalara altıncı aydan sonra geçildiğinde dengeli beslenme ile inek sütü de verilebilir. Bu şekilde çocuğunuz erkenden sütün tadına alışacaktır. Ancak günlük süt ürün miktarının 500 ml. ‘yi geçmemesi demir eksikliği ve kansızlık riski için önemlidir. devamını oku »

Mangal
Özlenen bahar nihayet geldi, havalar ısındı ve mangal sezonu da açıldı. Ancak uzmanlar, ‘ızgara keyfi yaparken sağlığınızdan olmayın’ uyarısında bulunuyor.
Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mükerrem Kaya, havaların ısınmasıyla park ve bahçelere akın ederek mangal yapan vatandaşlara önerilerde bulundu.
Mangal için mutlaka yağsız etin tercih edilmesi gerektiğini anlatan Kaya, ”Et gibi protein bakımından zengin gıdaların yüksek sıcaklıklarda pişirilmesi durumunda kansere neden olan maddeler oluşabilmektedir. Et ve et ürünlerinde özellikle kızartma ve ızgarada ‘aromatik hidrokarbonlar’ adı verilen zararlı bileşikler oluşur” dedi.
Mangalda pişirmenin risklerine de değinen Prof. Dr. Kaya, kömür üzerine damlayan yağın çok sayıda zararlı bileşik oluştuğunu ve bunların da dumanla ete geçtiğini anlatarak, ”Kömür iyice kor haline geldikten sonra pişirme işlemine başlanmalı ve et ile ısı kaynağı arasında belirli bir mesafe bırakılmalıdır. Böylece etin yavaş yavaş pişmesi sağlanmalıdır” diye konuştu.
devamını oku »

Kordon Kanı
Türk Alman Jinekoloji Eğitim ve Araştırma Vakfı Başkanı Prof. Dr. Cihat Ünlü bebeklerin doğumlarından göbek bağındaki kök hücrelerin yani kordon kanının birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaya başlanıldığını belirterek, artık bu yöntemle tedavinin anne karnındaki bebeklere de uygulanabileceğini söyledi.
Antalya Belek’de düzenlenen IX. Türk Alman Jinekoloji Kongresi kapsamında yapılan basın toplantısında konuşan Türk Alman Jinekoloji Eğitim ve Araştırma Vakfı (TAJEV) Başkanı Prof. Dr. Cihat Ünlü, kordon kanından elde edilen kök hücre ile doku mühendisliği yöntemleri kullanılarak, ihtiyacı olan kişilere kas, kemik, kıkırdak dokuları, kalp kapakçığı, mesane gibi doku ve organ parçaları üretilebilir hale geldiğini dile getirdi. Yeni doğan bebeklerin, anneden ayrıldıktan sonra kalan göbek bağı ve eş denilen plasenta içindeki kanın zengin bir kök hücre kaynağı olduğunu belirten Ünlü, göbek bağındaki (kordon kanı) kök hücreler ile şu an yaklaşık olarak 80 kadar hastalığın tedavi edilebildiğini anlattı. Ünlü, kordon kanının yüzde 97′sinin hala atıldığını ve bu nedenle de hastaların tedavi şanslarını yitirebildiğini ifade etti. Kök hücrelerin bulunabilirliğini arttırmak ve tüm topluma ulaştırmak için, kordon kanını toplamak ve çiftleri kordon kanı bankacılığı hakkında yeterli bilgilendirmek için çaba harcanması gerektiğini dile getiren Ünlü, bu hücrelerin kanser, bağışıklık sistemi ve genetik ile ilgili birçok hastalığın tedavisinde kullanıldığını söyledi. Ünlü, kordon kanı kök hücrelerin kolay bulunabilmesi için önerilen yöntemin, doğumdan sonra alınacak göbek bağı kanlarının özel veya kamuya ait kordon kanı bankalarında toplanması şeklinde olduğunu ifade ederek, daha sonra ihtiyaç duyan kişilerin bu bankalara başvurarak kendisine en uygun kanı bulabileceğini anlattı. devamını oku »

Anneler Günü her yılın Mayıs ayının ikinci pazar günü Anneler Günü’dür. Anneler Günü evrensel bir gündür.
Anneler Günü ülkemizde 1955 yılından bu yana kutlanıyor. Türk Kadınlar Birliği ülkemizde her yıl çocukları için büyük fedakarlığa katlanan annelerden birini yılın annesi seçer.
Amerika’nın Filedelfiya eyaletinde 9 Mayıs 1966 günü Jarvis isimli bir kızın annesi öldü. Annesini çok seven Jarvis’in üzüntüsü aylarca sürdü. Hayatla kimsesi kalmayan Jarvis ölüm olayına bir türlü alışamadı. Yaşama küstü. Canlılığını, yaşama sevincini yitirdi. Yemedi, içmedi bir ara ölmeyi bile düşündü. Jarvis’in bu durumunu yakından izleyen komşusu Jarvis’le arkadaş oldu. Bir gün yaşlı komşu söyleşi sırasında Jarvis’e «İnsanlar doğar, yaşar, ölür. Bu bir doğa kanunudur.» dedi. Bu iki cümle, Jarvis’i çok etkiledi. Ölümün de doğmak, yaşamak gibi bir doğa olayı olduğunu düşündü. Ancak bu doğruyu bulmak Jarvis’in annesine olan sevgisini azaltmadı. Aradan geçen süre içinde ölüm sözcüğünün soğukluğu gitti. Yerine anne sevgisinin sıcaklığı geldi. Artık Jarvis annesini gözyaşları ile değil severek. anmaya başladı. Acıları azaldı. İçinde arı, duru bir sevgi oluştu.
devamını oku »

ABD’de 164 ülke arasında yapılan bir araştırmayla anne olmak için en iyi ve en kötü ülkeler sıralandı.
ABD’de 164 ülke arasında yapılan bir araştırmaya göre, dünyada anne olmak için en iyi ülke sıralamasında Norveç başı çekerken, Afganistan en son sırada yer aldı. Norveç, anne ve çocuk ölümü oranlarının düşük olması, kadınların daha uzun ömürlü olması, okuma oranının yüksekliği, doğum izninin en az bir yıl olması gibi kriterlerle bu araştırmada ilk sırayı aldı.
devamını oku »